Thursday, September 18, 2014

Beklemek

Aslında sabırlı bir insanımdır, zor zamanlarda, dişimi sıkmam gerektiğinde hiçbir sorunla karşılaşmam. Fakat beni yoran beklemek. Bence herşeyden zor beklemek; eğer sayılı gün varsa en zoru zaten.

En uzun bekleyişlerimden birisi 2. girdiğim ÖSS sınavıydı; yaklaşık 9 ay hazırlandım çok bunaldığım zamanlarda kendimi üniversitede çimlere uzanmış şekilde hayal ettim. Tabi bu hayaller soru çözmeye ara verdiğim sıralarda kurulurdu; kaybedilecek vakit yoktu. Evin çatı katına kapatırdım kendimi, pek iyi ısınmazdı ev. Elektrikli ısıtıcının sırtımı sıvazlayan arkadaşlığı ile çalışırdım. Eylül ayında başlamıştım bu maratona, yağmurluydu tıpkı şimdiki gibi gri bir hava. Ağaçlar yavaştan yapraklarını dökmeye başlamıştı. Çıplaklaşan ağaçlar bana hep kışı ve okulun açılışını hatırlatır hüzünlendirirdi, ta ki üzerleri kar ile kaplanıncaya kadar. Neyse geçelim bunları, ÖSS günü geldi çattı yaptım birşeyler ve okulumu kazandım. Hayalimdeki yerdi diyemeceğim çünkü hayallerim yeryüzüne ait değildi.

Diğer zorlu bekleyiş pilotaj yolundaki son mülakatımdı. Simülatör sınavı ile arasında kos koca 2 hafta vardı. Bir yanım biran önce girmek diğer yanım ise adam akıllı hazırlanmak istiyordu. Bazı arkadaşlar hemen ertesi gün mülakatlarına girmiş ve olumlu sonucu almışlardı, bu bana umut veriyordu; diğerleri ise kaybetmişlerdi bu ise beni daha fazla hazırlanmaya itiyordu. Bu 2 haftanın ilk günleri aslında o kadar da zor geçmedi, simülatör sınavını geçişimi kutluyordum. Ama ne kutlama ! İş çıkışları eskiden yaptığım gibi döküman okuyacağıma oturup dizi izliyordum. Dizi dediğime bakmayın Air Crash Investigation izliyordum:). Kendimi odaya kapatıp atıştıracak birşeyler bulup güneş batana kadar uçak kazalarına vuruyordum kendimi. Tabi 2-3 gün koyverdikten sonra sıkıca hazırlanmaya başladım; hatta birkaç PPL dersi bulup izledim internetten. Bekleyişin beni sıkan yanı sürekli ders çalışmak değil aslında, hazır olmak. Kendimi hazır hissettiğimde artık şu sınav geçse de kurtulsam derim; yapacak birşeyim kalmamıştır artık. Sınava girene kadar da çok keyifli geçmez günlerim. Hadi bisiklet sürmeye çıkıyım desem içimden bir ses bu kadar boş vaktin varsa otur biraz daha çalış der; dizi izlesem aklım çalıştığım şeylere kayar vs. vs.

Şimdi ise eğitime gitmeyi bekliyorum, evimdeyim, yağmur yağıyor ve ağaçlar yapraklarını dökmeye başladı; gökyüzü yine gri ve ben kahvemi yudumluyorum. Eskiyi hatırlatıyor nedense bu bana. Her sabah uyandığımda posta kutumu kontrol ediyorum acaba sözleşmem gelmiş mi, yeni bir e-posta var mı diye. Kendime iş uyduruyorum bu gün playlist hazırladım mesela oralarda dinlerim diye. Hatta şu an arkadan çalıyor şarkılar. Road Trippin koydum listenin adını bence fena da olmadı.

İnsan beklerken keyif almıyor pek, ne diziden ne oyundan ne de gezip kendini yollara vurmaktan. Nedense okul varken veya üstümde bir sorumluluk varken daha tatlı geliyor oyalanmak. Ertesi gün az çalıştığım bir finalim varken izlediğim dizinin tadını hiçbirşeyden almadım ben.

No comments:

Post a Comment