Tuesday, October 28, 2014

Who am I ?

Instagram


Allright, it's time to post something in English, otherwise my English will get rusted. Before starting this post i would like to apologise that, my grammar is not perfect and I am not good at literature so don't expect something fancy.

Well, let me introduce myself. I am a 23 years old freshly graduated Civil Engineer (2014 spring), whose passion (obsession) is to become a pilot.

I am not going to talk about how flying was my dream etc. because i know it is almost every boy's dream. My first experience with flight training was Air Force Academy selections. How did it go ?
I sucked....
My preparations were pretty insane, i signed up a gym to get prepared. And for reflex test; I knew I had the talent due to counter strike :p.
Funny thing was, they didn't even let me run, I have eliminated during pre-medical check and ironically i only get that when they leaded us to the main exit.

The only reason I wen't to University was my parents promise. They said "Son, don't fuck around prove yourself that you are smart, graduate from an respectful University then, we might consider to support your flight training"

They thought, after 5 years like every teenagers's passion this will go away, however it got even more strong.

I admit that, first 2 years of University i enjoyed life and parties, but things started to get serious when I started to ask myself the question "What would you like to do during rest of your life. My answer was straight forward, i will do something i enjoy. That time it hit me. I told to myself I should become a Pilot!

That was beginning of my adventure.

Friday, October 24, 2014

Principles of Flight Dersi, Lift nedir ?

Instagram


Dersin neredeyse yarısını geçtik, basitçe bahsetmek istiyorum Principles of Flight dersinde neler yapıldığından.

Aerofoil

Aerofoil: Dersin neredeyse yarısı bu yapılardan bahsederek geçti. Aerofoil aslında uçağın kanatlarının cross-section'ı oluyor. Farklı yapılarda olabilmesine rağmen basit olarak üstteki resimdeki gibi ifade edebiliyoruz. Çalışma prensibi Bernoulli ve Newton yasalarının birlikte yorumlanması ile açıklanabiliyor.

Üstteki hava akımı alttakine göre daha hızlı olduğundan dinamik basıncı artıyor ve statik basıncı azalıyor, bu sayede alttaki havanın basıncı daha bir baskın oluyor ve kanadımızı yukarı doğru itiyor.

Böyle diyince pek gözde canlanmadı tahmin edebiliyorum fakat şu şekilde kendiniz de şahit olabilirsiniz; bir a4 kağıdını kısa kenarlarının her iki ucundan baş ve işaret parmaklarınızla tutun ve kağıdın kalan kısmı elinizin tersine doğru dökümlü olarak dursun.
Lift Deneyi


Tam olarak soldaki asyalı abimiz gibi. Şimdi kağıdın üst kısmına doğru üfleyin, eğer doğru yapıyorsanız kağıdın havalanması gerekir.

İlginç değil mi ? Kağıdın altına doğru üflemediğiniz halde kağıt havalanıp dalgalanmaya başladı.





Aslında bu Lift'in sadece bir yüzü ( Bernoulli ), bir de liftin Newton yüzü var. Eğer kağıdın altına da üflerseniz kağıdın daha çok kalktığını göreceksiniz. Bu iki fizik olayı ise bizim koca kuşların uçmasını sağlıyor.


Ders şimdilik böyle tatlı tatlı geçiyor, ek olarak öğrendiğimiz şeyler ise Stall durumları, Altimetre düzeltmeleri vs.

Daha önce Lift'i araştırırken bu deneyi görmüştüm ve hoşuma gitmişti bu yüzden ben de kendimce  bir açıklama yapmak istedim.








Saturday, October 18, 2014

Bisikletle Belçika-Hollanda



Instagram


Merhaba, bu gün ilk defa bisikletle ülke değiştirdim. Çok da sürmedim aslında hepi topu 10km gittim 10km geldim.

Yaşadığım yer aslında Belçika sınırları içinde, okul iste Maastrich-Aachen havalimanında. Oldukça minik bir havalimanı, henüz Aachen'a gitme şansım olmadı ancak çok yakında oraya da bisikletle gitmeyi düşünüyorum, şimdilik Maastricht'te (Hollanda) takılıyorum.

Bisiklet Yolu
İnsan İstanbula alıştıktan sonra açıkcası biraz şaşırıyor. Her yer insan doluyken birden bire sakin, yollarda insan olmayan boş caddelerde bisiklet sürmek çok ilginç geliyor.

Belçika ve Hollanda'da evlerin hemen hemen hepsi yığma bina ve         gayet şirinler, birbirinin güneşini engelleyen binaya rastlamadım daha.

Bana ilginç gelen ise bu minicik ülkelerin hala bu kadar boş alanı olması. Malesef ülkemizde boş kalan alanların hepsine AVM'ler yapılmaya devam ediliyor. 
Lanaken evleri



  Hatta üşenmedim hesapladım, Türkiye'de Hollanda'ya nazaran kişi başına 4 kat daha fazla alan düşüyor. Gerçi bu kadar acımasız da olmamak lazım, düm düz ülke:) benim gibi bisikleti sevip de yokuş çıkmayı sevmeyenler için tam bir cennet. 






 Neyse lafı fazla uzatmayacağım, yaklaşık 30dk sonra sonunda şehir merkezine ulaştım, tabi biraz GPS'imden biraz da şehirdeki insanlardan yardım aldım, ilginçtir Belçika'dan Hollanda'ya geçtiğimi sadece GPS'imin verdiği "Dikkat Hollanda'ya giriyorsunuz" bildiriminden anladım:)

Maastricht meydan
Yaşadığımız yere nazaran Maastricht tam bir metropol:) Bu boş meydan sizi yanıltmasın insanlar pastırma yazının tadını çıkartıyorlar; kafelerde oturacak masa bulmak için neredeyse 1 saat beklemek gerekiyor. Hatta ben bekledim de.

Maastricht cafeler
Şahsen biz Türkiye'de yaşayanlar güneşi sürekli gördüğümüz için pek de umursamıyoruz, zaten orda diyip geçiyoruz. Ancak malesef minik Hollanda'mız güneşe hasret. Zaten havalar bozunca yaza kadar gördüğümüz son güneşli günün bu olması hiç de uzak bir ihtimal değil.

Neyse efendim, fotoğraftan da gördüğünüz üzere beklemekten usandım, insan gibi efendi efendi davrandım insanların başında beklemedim ancak her boşalan yere benden daha hızlı olanlar yerleşti ben de uzatmadan yaylandım, daha az güneş alan bir meydana doğru yol aldım.

Banana Ballen
Açlıktan ölmek üzereydim ki sokakta değişik hamur işi yapan bir dükkanla karşılaştım. Aslında uzaktan bakınca lokma gibi duruyo fakat hamuru daha kalın ve yumuşak. Benim yediğimin adı "Banana Bollen" idi. İçi muz dolu, hiç de fena değildi fakat azıma yüzüme, sakallarıma bulaşan pudra şekeri canımı sıkmadı değil. Hatta kendi kendime "OMG so much cocaine" espirisini de patlatım böyle bi iğrençleştim.




Affligem
Biraz daha gezindikten sonra sonunda boş bir yer buldum, ee koskoca öğlen yemeği bi banana bollen ile geçiştirilemezdi. Oturdum menüye baktım, garsona geleneksel hollanda biraları neler diye sordum fakat cevap hüsran oldu. ( Bizde pek hollanda yok da azcık belçika birası var diyip üzgün surat yaptı ) Bunun beni yıldırmasına izin vermedim ve hiç denemediğim bitane söyledim. Eee olay aslında yemek yemekti, yanında ne önerirsin diye sordum ancak garson 2. golü çaktı. Sadece biramız var.... Pattes de mi yok diye tartışmaya girmedim, yine efendi gibi biramı bitirdim kalktım gittim.

Gulaşlı patates kızartması
Sanırım açlığıma acıyan evren ayaklarımı doğru bir yöne doğru yönlendirmiş olacak ki, sadece abur cubur yapan bir dükkanda buldum kendimi. Fiyatı çok uygun değildi ama sırf denemek için aldım gulash soslu patates, fotoğraftan pek belli olmuyor ama benden 2 tane rahat yerdi bu mereti.


Aldığım enerjiyle dönüş yoluna çıkma kararı aldım, Hollanda'ya geçtiğini nasıl anlıyorsun diye sorarsanız aslında o kadar da kolay değil anlamak, diller aynı sonuçta ama eğer şöyle bir dükkan görürseniz bilin ki %100 Hollanda'dasınız.



Coffe Shop
Amsterdam gibi değil tabi buralar, yerel insanlar var hep civarda o yüzden Belçika'dan gelen turistler haricinde bomboş, gerçi içeri girip bakmadım ancak kapıdan gelen kokular pek hoş değildi o yüzden bastım gittim:).








Havalar güzelken bisiklet sürmenin keyfi de bi ayrı, hollanda (belçika'da işimi görür) betona alışmış gözlere adeta bir ziyafet çektiriyor. Sanırım 30dakika sürmesi gereken dönüş yolculuğum işte bu yüzden 1 saat sürdü. Neredeyse 50 metrede bir durup fotoğraf çektim. Tabi buraya sadece telefondan çektiğim fotoğrafları koyuyorum. Daha özenli olan fotoğrafları instagram hesabımdan paylaşmaya çalışacağım.



Hollanda-Belçika Sınırı
Ben de diyordum bu tabela nerde, giderken görmedim ama dönerken belçika'ya girdiğimi belirten tabelayı koyduğu için Lanaken belediyesine teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.

E şimdi o kadar sınır geçiyoruz, durup da bi fotoğraf çekmemek olmazdı:)





Moka Pot
Hafif yorucu bir maceranın sonunda kendimi de ödüllendirmeden geçemedim. Güya kahveyi bırakacaktım ama yıllardır aradığım Bialetti moka potu bulmuşum, kahveyi bırakma fikri biraz daha bekleyebilir. Ama eninde sonunda bırakmak zorunda kalacağım, yoksa gözlerimi inanılmaz ilgimi çeken derslerde bile kürdanla açık tutmaya başlayacağım.




Birkaç eleştiri almıştım fotoğraf koymuyorsun diye, sanırım bunlar yeterli olmuştur. Şimdilik dersim haftada 2 gün; Principles of Flight. Merak etmeyin ama her zaman böyle boş olmayacak, 2 hafta içinde Performance dersim de başlıyor ve eğlence haftada 4 güne çıkıyor.











 


                                                 

Monday, October 13, 2014

Instagram Hesabım

Artık bir değişiklik yapmanın zamanı geldi diye düşünüyorum, kişisel olarak kullanmayı pek sevmesem de bir Instagram açmaya karar verdim. Zira blogdan fotoğraf paylaşmak pek efektif olmuyor.

Buyrun takip edin:

Sunday, October 12, 2014

Hoşbulduk

Hoşbulduk,

B738 Cabin SunExpress
Yolculuğum sabah 05:30 da İstanbuldan başladı, oradan Sabiha Gökçen'e kadar arabayla, daha sonra SunExpress'in 09:30 uçağı ile İzmir'e ( boyoz molası ) İzmir'den de 11:30 uçağı ile Düsseldorf'a son derece rahat bir yolculuk yaşadım.

Programı daha önce kazanan 2 arkadaş beni havaalanından karşıladılar. 1 saatten biraz daha fazla süren; son derece keyifli bir yolculuktan sonra Belçika'daki minik evimize ulaştık. Diğer 6 arkadaş da sağolsunlar beni kapıda karşıladılar:)

Sohbet muhabbet falan derken karınlar zil çaldı tabi, atladık arabaya Hollanda'ya pizza almaya gittik. E Belçika'ya dönerken tabi biraz soğudu meret..

Şimdilik bu kadar, yarın üniformayı üstümüze geçirip okula gitme zamanı.

Saturday, October 4, 2014

Boeing mi Airbus mı ? (2.İç Kısım)

Öncelikle iyi bayramlar diyerek söze başlıyorum.

Çok sık uçak yolculuğu yapabilen şanslılardan değilim ama sanırım bu şansın döndüğünü varsayabilirim.

Şimdi bu iki koca kuşu bir yolcunun gözünden karşılaştırmaya çalışacağım. Baz aldığım modeller en çok satan modeller olan 737-800 ve A320 olacak.

Şimdi bazılarınız tek bir a320 var ancak neden 737'nin bürsürü çeşidi var diye,

Şöyle açıklıyım a320family ve 737family olmak üzere belirli bir uçak tipi var. Örneğin :

A320 family: A318 A319 A320 A321 olmak üzere,
737 Next Generation(ng): 737-600 737-700 737-800 737-900 olmak üzere çeşitlere ayrılır.

Fark nedir ? 

Aralarındaki fark basitçe söylemek gerekirse uçağın uzunluğudur, yani aldıkları yolcu sayısıdır.

737-600 (31.2 m) yüksek yoğunlukta 130 yolcu alırken 737-800 (39.5 m) 189 yolcu alabilmektedir.

Aynı şekilde A318 (31.44 m) 132 yolcu alırken a320 (37.57 m ) 180 yolcu alabilmektedir.
A320 Cabin

737-800 Cabin


































Peki ben şu şirketle uçtum acaba hangi uçaktı diye kafanızı kurcalıyorsanız Türkiye'deki şirketlerin kullandığu uçakları şu şekilde listeleyebiliriz.

Türkiye'de operasyon gerçekleştiren hava yolu firmalarının filoları:

SunExpress: 737-800 737-700

THY: 737 varyantları ve A320family

AnadoluJet: 737-800 ve 737-700

Pegasus: 737-800 ( şu an yeni a320neo alımına başladı )

Atlas Jet: A320family

Onur Air: A320family


Şunu da belirtmeden geçmeyeceğim, "ben 737'ye bindim koltuklarda ekran vardı a320'nin içi çok köhneydi vs. demek ki 737 daha güzel" gibi bir çıkarımda bulunmak son derece yanlıştır. Sonuç olarak uçağın iç dizaynı tamamen havayolu şirketinin elindedir. İsterse tüm koltuklara tablet takar isterse size minimum diz açıklığı vererek oturtur. Tamamen şirket politikasına kalmış bir durum.

Bidahaki yazıda A320 ve 737-800'ün kokpitine değineceğim, fırsat bulursam bilgim dahilinde çalışma prensiplerine de değinmeye çalışacağım.

Herkese tekrardan iyi bayramlar, kavurmayı fazla abartmayın:)







Wednesday, October 1, 2014

Boeing mi Airbus mı ? (1.Dış Görünüş)

Bir amatörün gözünden Boeing 737-800 ve Airbus a320'nin karlılaştırmasını okuyacaksınız.

Ben kafamda Boeing ve Airbus'ı şöyle canlandırıyorum. İkisi de DSLR fotoğraf makinesi, birisi (Boeing) manuel modda çalışıyor; diğeri ise (Airbus) Auto modda.

İlk olarak bu iki uçağı nasıl ayırt ederiz ona bakalım.


Üstte a320 Altta ise 737-800'ü görebilirsiniz.


İlk olarak b737'nin burun kısmı ( nose cone ) a320'ye göre biraz daha sivri.

Şöyle iniş takımlarına baktığımızda a320'nin b737'ye göre daha yüksek olduğunu görebiliriz.

Kanatlarda ise fark daha bariz, b737'nin yüzgeç şeklindeki wingletleri ( kanat ucundaki parçacıklar ) kendisini hemen a320'den ayırıyor.

Biraz daha inceleyince a320'nin motor girişinin tam bir yuvarlak 737'nin ise altlarda biraz daha yassı olduğu belli oluyor.

Tabi bu karşılaştırma a320 ve 737-800ng için geçerli. a320neo modeli şu anki 737-800'e benzer bir winglet tasarımına sahip olacak fakat 737max'da boş durmayacak ve
alışılagelmişin dışında bir wingletle karşımıza çıkacak.

Şimdilik bu kadar. Birdahaki yazıda bu iki koca kuşun yolcu kabinlerine değinmeye çalışacağım.